Ülkemizde Prof. Dr. İlber Ortaylı denilince akla gelen ilk şey, sadece bir tarihçi değil, adeta yürüyen bir kütüphane portresidir. O, çağımızda sayısı gitgide azalan münevver kimselerin son temsilcilerindendi. Onu klasik kalıpların ötesine taşıyan temel özellik, çok dilli bir aydın kimliğini keskin bir toplum gözlemciliğiyle harmanlamasıdır. Akademik bilgiyi “fildişi kulelerinden” çıkarıp toplumun her kesiminin anlayacağı bir dile tercüme etmesi, onu gerçek bir kültür elçisi kılmıştır. Prof. Dr. Halil İnalcık’tan devraldığı o titiz tarihçilik mirasını, bugün bizlere tozlu rafların arasından değil, hayatın tam kalbinden sunmaktadır.
Yol Tarifi
Yorum Yazın
Paylaşın
Dinleyin
Ülkemizde Prof. Dr. İlber Ortaylı denilince akla gelen ilk şey, sadece bir tarihçi değil, adeta yürüyen bir kütüphane portresidir. O, çağımızda sayısı gitgide azalan münevver kimselerin son temsilcilerindendi. Onu klasik kalıpların ötesine taşıyan temel özellik, çok dilli bir aydın kimliğini keskin bir toplum gözlemciliğiyle harmanlamasıdır. Akademik bilgiyi “fildişi kulelerinden” çıkarıp toplumun her kesiminin anlayacağı bir dile tercüme etmesi, onu gerçek bir kültür elçisi kılmıştır. Prof. Dr. Halil İnalcık’tan devraldığı o titiz tarihçilik mirasını, bugün bizlere tozlu rafların arasından değil, hayatın tam kalbinden sunmaktadır.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, 1947’de Avusturya’da, Kırım Türk’ü bir ailede dünyaya gelmiştir. Bu çok kültürlü atmosfer, onun henüz çocukluk yıllarında başlayan dil ve tarih yolculuğunun ilk işaretleriydi. 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra, 1968’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nü eş zamanlı olarak bitirdi. Yüksek lisansını Chicago Üniversitesi’nde Prof. Dr. Halil İnalcık’ın danışmanlığında tamamladı. 1978’de “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” teziyle doktorasını alan, ardından “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” gibi çığır açan çalışmalarıyla profesörlüğe yükselen Ortaylı; Viyana’dan Moskova’ya, Roma’dan Paris’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, Türk tarih tezi üzerine dersler vermiş ve akademik kürsüler kurmuştur.

Onu toplumun her kesimi için vazgeçilmez kılan asıl sır, kendine has üslubudur. Kitle iletişim araçlarını büyük bir yetkinlikle kullanarak tarihin gri noktalarını aydınlatırken, cehalete karşı takındığı ödün vermez tavır, aslında uzmanlığa ve bilgiye duyduğu derin saygının bir yansımasıdır. Ortaylı’ya göre tarih, sadece bir kronoloji dizini değil; bugünü anlamak ve yarını inşa etmek için elimizdeki en güçlü pusuladır. Bir Ömür Nasıl Yaşanır? gibi eserlerinde gençlere verdiği “dünyayı bir araştırmacı gibi gezin” öğüdü, onun sadece geçmişi değil, geleceği de şekillendirmeyi hedefleyen eğitimci kimliğini özetler.
Bilimsel ve kültürel alandaki üstün hizmetleri, ulusal ve uluslararası pek çok ödülle tescillenmiştir. 2017 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen Ortaylı; tarih bilimine katkılarından dolayı Fransız hükûmeti tarafından “Palmes Académiques” nişanıyla ve Rusya Federasyonu tarafından “Puşkin Madalyası” ile onurlandırılmıştır.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye’nin arşiv hafızası olduğu gibi aynı zamanda Evliya Çelebi’nin mirasını yaşatan kimselerdendir. Kaleme aldığı eserler öğretici olduğu gibi yaşama dair pek çok iz taşır. Dünyada mutlaka görülmesi gereken şehirleri bizlere söylerken, ülkemizdeki hazineleri de asla es geçmez. İmparatorluklara başkentlik yapmış olan İstanbul da hazine şehirlerimizden biridir. İlber Ortaylı’nın “İstanbul rotası” ise tarihî yarımadayı en mükemmel şekilde dolaşmanın haritasıdır.
İstanbul rotasına göre: Eminönü’nden Suriçi’ne, Rıza Paşa Yokuşu’ndan girilmelidir. Yokuşun ardından Süleymaniye’ye varılarak Süleymaniye Camii, medresesi ve etrafındaki yerler gezilerek Küçük Pazar mevkiine yönelinmelidir. Oradan Zeyrek, Fatih ve Fatih Çarşambası istikamet olarak belirlenerek rotaya devam edilmelidir. Ardından aşağıya inilerek Balat’a, oradan da Ayvansaray’a ilerlenmelidir. Sonrasında Edirnekapı, Kariye ve Yedikule… Yedikule’den sonra geri dönülerek Cerrahpaşa yolu tutulur. Cerrahpaşa’dan Bayezid ve “Divanyolu” aracılığıyla Sultanahmet’e varılarak rota bitirilir. Bu İstanbul rotası ile imparatorluklara başkentlik yapmış İstanbul’un pek çok noktasını, havasını soluyarak, o tarihî dokuyu hissederek ziyaret etmiş olacaksınız. Ayrıca bu rota ile İstanbul’un tarihsel katmanlarını görmeniz mümkün olacaktır.

Onun geniş külliyatı içerisinde, Türk tarih yazımına yön veren ve kültürel hafızada yer edinen başlıca eserleri şunlardır: İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, Osmanlı modernleşme sürecini ve 19. yüzyılın karmaşık yapısını ele alan temel başvuru kaynağıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu, Doçentlik çalışması olan bu eser, iki imparatorluk arasındaki siyasi ve askeri ilişkileri derinlemesine inceler. Osmanlı Barışı, Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı kültür ve inançları bir arada tutma becerisini (Pax Ottomana) analiz eder.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele’nin liderini ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini tarihsel bir perspektifle ele alan biyografik eseridir. Bir Ömür Nasıl Yaşanır?, Genç kuşaklara entelektüel bir rota çizen, kişisel gelişim ve hayat bilgeliği üzerine yoğunlaşan rehber niteliğindeki kitabıdır. İstanbul’dan Sayfalar, Şehrin kültürel dokusunu, semtlerini ve tarihsel değişimini kendine has üslubuyla aktardığı eseridir.

Murat Bardakçı ve Fatih Altaylı sayelerinde Celal Şengör Hoca ile birlikte izlemeye doyamadığımız programlar bıraktı. Yenilerinin gelmemesi üzücü ama bize kattıkları paha biçilemez.
Kendisi sadece tarihçi değil aynı zamanda mihmandar yani rehberdi. Yani çok okuyan mı bilir yoksa çok gezen mi sorusuna tepki olarak doğmuş hocam. Allah rahmet eylesin…
Mekanı cennet olsun. “Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir.” Hadis-i Şerif
Entelektüel, münevver, aydın. Hiçbiri yetmez, hocayı anlatmak için apayrı, yepyeni bir kelime türetmek gerekir. Sadece ondan değil, bize katacaklarından da mahrum kaldık. Ruhu şad olsun…
Yazının başındaki yol tarifi butonuna hocanın İstanbul rotasının başlangıç noktası konmuş. Nereden bakarsan bak şık hareket…
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Eşi benzeri bulunmaz bir şahsiyetti…